Mayıs 23, 2016

deniz/sea.

Today's perfect little reading, unfortunately, it is in Turkish, and cannot be translated perfectly so I chose not to:

" Denizlere ne anlamlar yüklüyor koca yürekli şairler. İnsan şaşıp kalıyor. Kâh sevgili oluyor deniz, kâh acımasız bir katil, kâh sığınılacak bir mabet... Siz kimin, hangi denizisiniz sevgili okur? Var olun.

İrfan Kurudirek - Deniz Aşkı Ağlar (Kişisel Blog'undan):

Ne zaman kış gelse üşüyen denizleri düşünürüm,
Balıklara üzülür; eriyen kar tanelerine gözyaşı yüzdürürüm.

Denizde boğulanlar cennete mi gömülüyor? Ben deniz olsam kimseyi boğamazdım herhalde. Yoksa yalnızca bir mevsimde hatırlanmak zoruma gider miydi? Yok yok, en iyisi kesin konuşmamak.
Fenerin aydınlattığı yerde zengin balıklar yaşar bana göre. Ben ilk denizle tanıştığımda kıyının en ıssız yerinde feneri aradım. Ha buldum mu? Tabii ki bulamadım. Aslında denizin büyüsü feneri unutturdu, çaktırmadım. Aradan yıllar geçti, denizi anlamaya çalıştım. Bazen berrak olabilmek için insanın pisliğini kıyıya bırakması gerekiyormuş, bunu denizden öğrendim. Yıllarca dışı güzel olan insanların bulanık olan içlerinde debelendim durdum, battıkça battım. İnsanın dibi görünüyorsa eğer muhakkak kıyısında çalı çırpı vardır. Deniz yalan söylemez.
Bazı denizleri melekler ağlıyor biliyorum. O yüzden bol tuzlu ve dalgalı oluyor. Bazı denizleri de kış mevsimi yapıyor. Birbirine hiç benzemeyen kar tanelerinin kavuştuğu yer oluyor deniz. Güneş sessizce giderken denizin bıraktığı ayaz kokusundan anlıyorum bunu. Abarttım değil mi? Adam sende.
Bir gün denizin biri bol küfürlü dalgalarıyla ceset kokuyordu. Kıyıda bıraktığı izler dağınık, iskeleye bıraktığı damlalar bir yaşı andırıyordu.

Bir gün deniz 
Aşkı ağlıyordu
Ben
Susturamadım. "

0 tanecik yorum:

Yorum Gönder

 
;